Gazze Saldırıları ile İsrail Neyi Hedefliyor?
Yorum
Yayınlanma Tarihi : 4 Ağustos 2014 Pazartesi
Gazze Saldırıları ile İsrail Neyi Hedefliyor?
12 Haziran 2014’de Batı-Şeria’da üç gencin –Naftali Fraenkel, Gilad Shaer ve Eyal Yifrah- kaçırıldığının duyulmasıyla İsrail kamuoyu bir anda bu olaya odaklandı ve gündemdeki diğer konu başlıkları anlamını yitirdi.

12 Haziran 2014’de Batı-Şeria’da üç gencin –Naftali Fraenkel, Gilad Shaer ve Eyal Yifrah- kaçırıldığının duyulmasıyla İsrail kamuoyu bir anda bu olaya odaklandı ve gündemdeki diğer konu başlıkları anlamını yitirdi. İsrailli gençlerin kaçırılmasının ardından gerek İsrail Ordusu (IDF) gerekse iç istihbarat (Shin-Bet) olayın faillerinin peşine düşerek, gençleri sağ-salim ailelerine teslim etmek için Başbakan Netanyahu’nun emriyle  bir dizi operasyon gerçekleştirdiler. Olayın gerçekleştiği 12 Haziran tarihinden İsrailli gençlerin 30 Haziran’da el-Halil bölgesinin kuzey-batısında öldürülmüş --birisi yakılmış-- halde bulunmasına kadar geçen zaman zarfında 530 Filistinli gözaltına alındı, 10 Filistinli öldürüldü.

Başbakan Netanyahu İsrailli gençlerin kaçırıldığının resmi olarak açıklanmasının ardından olayın arkasında Hamas’ın olduğunu iddia etmişti. Netanyahu, İsrailli gençlerin öldürülmesini acımasızca işlenmiş bir cinayet olarak görüp faillerini aramaktansa bu olayı Hamas’a dolayısı ile Gazze’ye saldırı aracı olarak kurguladı ve ölümleri olağanüstü hal ilanına gerekçe göstererek siyasileştirdi. Natenyahu konuyu büyütüp siyaleştirerek içeride hükümete kamuoyu desteğini pekiştirirken dışarıda ise İsrail’in varoluş mücadelesine yönelik tehditlerin hâlâ güncelliğini koruduğunu göstermiş oluyordu. Netanyahu olayın gerçekleştiği günden itibaren güvenlik temalı yaklaşımlarıyla İsrail ve Filistin arasında sürdürülen barış görüşmeleriyle daralan diplomatik alanı mağduriyet, kendini savunma ve güvenlik eksenine yeniden oturtarak süreci kendi lehine çevirmeyi de hedeflemişti.

İsrail ordusu 8 Temmuz 2014’de “Sınır Koruma Operasyonu” adı altında karadan, denizden ve havadan zaten giriş çıkışları İsrail güçlerinin kontrolünde olan Gazze’ye bombarduman başlattı. İsrail hükümeti operasyonların sebebi olarak Hamas’ın Beerşeva, Aşdod, Ofakim, Aşkelon’a 100’e yakın roket fırlatmasını gösteriyordu. Gazze tarafından İsrail’e fırlatılan roketlerin tahrip gücü yüksek olmayan amatör yapım roketler olduğu biliniyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nden ciddi oranda silah yardımları alan sofistike teknolojilere sahip İsrail askeri kuvvetleri karşısında Gazze çapında örgütlenmiş küçük direniş grupları mücadele veriyor. Bunlar arasında Filistin İslami Cihad, Halk Direniş Komiteleri, Özgür Filistin Halk Cephesi, Özgür Filistin Demokratik Cephesi, Al-Aksa Şehitleri Tugayı, Abdullah Azam Tugayları sayılabilir. İsrail ordusunun haftalardır Gazze’deki sivil hedeflere düzenlediği sayısız saldırılara İsrail askeri güçlerine yaptıkları saldırılarla İzzeddin Al-Kassam Tugayları ve Al-Aksa Şehitleri Tugayları ön plana çıkıyor.

Şu ana kadar (4 Agustos 2014) Gazze tarafında 1900’e yakın kayıp var ve bunların yüzde 80-90 arasında değişen oranda sivillerden oluştuğu biliniyor. Aynı zamanda Gazze’de 9400 kadar yaralı var.1 İsrail tarafında2 ise 64 asker, 2 sivil hayatını kaybederken; 400 asker ve 23 sivil yaralandı.

Bir çok kimse İsrail’in kriminal bir vaka olarak değerlendirilebilecek üç gencin öldürülmesini politikleştirip, kolektif bir planlamayla yapıldığını öne sürerek Gazze’ye geniş çaplı operasyon başlatmasının nedenini merak ediyor. Üstelik İsrail’in daha ilk günden suçladığı Hamas (Gazze’yi kontrol eden siyasi grup) yönetimi’nin İsrailli gençlerin öldürülmesiyle doğrudan veya dolaylı olarak bağlantı kurulabilmiş değil. İddialar dışında şu-ana kadar gerek Filistin Yönetimi’nin istihbarat elemanları gerekse İsrail İç-İstihbaratı olayı tam olarak aydınlatabilmiş değiller.

 

Barışa bir adım kala savaş

İsrail-Filistin sorunu gündeme geldiğinde defalarca tekrarlanan ama bir türlü bir neticeye bağlanamayan en temel konunun iki devletli çözüm konusu olduğu anlaşılacaktır. Ne zaman ABD ve/ya Avrupa Birliği İsrail’e Filistin Devleti’ni kabullenmesi konusunda baskı yapsalar (sürekli tekrarlanan bir sahne gibi ) aniden bir kriz çıkar, çözüm ertelenir.

İsrailli gençlerin öldürülmesi ile ortaya çıkan savaş durumunu takiben, Filistin Birlik Hükümeti’nin kurulduğu 2 Haziran 2014’den bu yana ABD Dış-İşleri Bakanı J. Kerry gözetiminde sürdürülen, barış-görüşmelerini askıya alındı. İsrail’in son bir yıldır üzerinde hissettiği en büyük baskı artık İsrail’in iki devletli çözüme onay vermesiydi. Görüldüğü kadarıyla Filistin yönetimi ABD’nin çerçevesini çizdiği çözüm taslağına sıcak bakıyor, çözümsüzlüğün tarafı olmayacağını ifade ediyordu. Son birkaç yıldır Filistin yönetiminin kontrolü altında olan topraklardan İsrail’e herhangi ciddi bir saldırının olmaması da barış için ortamın artık olgunlaştığını gösteriyordu. Avrupa Birliği’nin de İsrail’e iki-devletli çözüm için baskı yapması, hatta İsrail’in çözüme yanaşmaması halinde bir dizi boykotla karşılaşabileceğini diplomatik kanallar yoluyla ifadesi Netanyahu hükümeti içerisinde de bir dizi artçı krize sebep olmuştu. Cumhurbaşkanı Peres’in iki-devletli çözüme konusunda ısrarı da Netanyahu hükümeti tarafından çok da sıcak karşılanmamaktaydı ki biz buna Peres’in ABD’de halen tutuklu bulunan Mossad ajanı Pollard’ın salıverilmesi karşılığında bir dizi Hamas/FKÖ mensubu militanın değiş-tokuşu ile ilgili tartışmalarda da şahit olmuştuk. 

 

Gazze’ye Saldırının Nihai Amaçları

Hamas-ı zayıflatmak, izole etmek ve üzerindeki baskıyı artırmak.

İsrail’in bu hedeflerine ulaşmasında Mursi’yi bir darbeyle devirip yönetime el koyan general Sisi’nin ne kadar faydalı olduğunu unutmamak gerekir. Gazze şeridinin, eğer yer altı tünelleri sayılmazsa – ki onlar İsrail saldırılarıyla yok ediliyor, tek hayat kapısı Mısır’a açılan Refah sınır kapısıdır. İsrail’in talebi ile bu kapı Mübarek yönetimi tarafından kapalı tutuluyordu; Mursi hükümeti bu kapıyı açarak Gazze’ye nefes aldırdı. Sisi’nin darbeden sonra yaptığı ilk iş Refah sınır kapısını tekrar kapatmak oldu. Dolayısı ile Mısır’ın tavrı Gazze’nin hayatiyetini sürdürmesi için son derece önemlidir ve bu tavır şu anda İsrail’in istediği şekilde ve Filistinlilerin aleyhinedir.

 

Filistin’de binbir güçlükle kurulan birlik hükümetini dağılmaya zorlamak.

Arafat’ın ölümünden sonra ortaya çıkan siyasi atmosferde fiziki olarak da büyük bir İsrail toprağı ile birbirlerinden ayrı olan Gazze ve Batı Şeria ilk defa bir birlik hükümeti kurarak uluslararası toplantılara katılabiliyor. Devlet başkanı Abbas’ın Gazze’yi kontrolü altında bulunduran Hamas ile mutabakat halinde politikalar yürütmesi Filistin’in hem Birleşmiş Milletler nezdinde gözlemci ülke statüsü kazanmasının yolunu açtı hem de barış görüşmelerinin içeriğini anlamlı hale getirdi. İsrail güçleri Gazze’deki sivilleri hedefleyerek onları bir anlamda Hamas’a oy verdikleri için cezalandırmış oluyor; hem de Hamas’ı çaresiz bırakarak teröre itmeyi dolayısı ile de barış görüşmelerini sonlandırmak istiyor.     

 

İki devletli çözüme giden yolu yeniden kapatmak

Öyle anlaşılıyor ki Natenyahu kükümeti Gazze’ye yapacağı operasyonu, ABD ve Avrupa hükümetlerine, İsrail’in terör yuvası olarak nitelediği tünelleri yok etmek amacıyla yapacağını ifade etmiş. ABD dışişleri bakanının açık mikrofonu farketmeyerek ne nokta operasyonmuş ama demesi bunu işaret ediyor. Sorun ABD ve Avrupa’nın İsrail ordusunun ayrım gözetmeksizin sivillere yapılan bunca saldırı karşısında çok büyük bir anlayış sergilemeleri. Tarih, Batılı ülkelerin Gazze’deki kıyımlara bu aktif desteğini ve Suudi Arabistan, İran ve Mısır gibi bölge ülkelerinin de İsrail saldırılarına sessizliğini kaydederken iki devletli çözüme giden yol yeniden kapanmış oluyor.

 

Güç gösterisinde bulunmak.

Gerekçeleri ne olursa olsun, İsrail her fırsatta sivil hedeflere yaptığı saldırılarla hem insani değerleri hiçe sayıyor hem de uluslararası hukuku tanımadığını bütün dünyaya alenen haykırıyor. Gazze’de okulların, hastahanelerin, enerji santralinin, Birleşmiş Milletler okullarının, basın mensuplarının bulunduğu binaların ve hatta mezarlıkların tekrar ve tekrar hedef olarak vurulması İsrail’in uluslararası hukukun yaptırımlarını tanımıdağını, kendini insanlık değerlerine bağlı görmediğini açıkça ifade ediyor. Öyle anlaşılıyor ki İsrail hiç bir zaman uluslararası hukukun yaptırımlarına muhatap olmayacağını düşünüyor.

 



1 http://www.albawaba.com/news/gaza-death-toll-594249

2 http://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/israeli-soldier-feared-captured-in-tunnel-attack-by-militants-9642469.html


Görüntülenme : 4039



Yorum Yazın
Ad Soyad:
Email:
Yorum:

Henüz yorum yapılmamış.