Asya Altyapı Yatırım Bankası’na Avrupa Ülkelerinden Sürpriz Katılım
Yorum
Yayınlanma Tarihi : 21 Mart 2015 Cumartesi
Asya Altyapı Yatırım Bankası’na Avrupa Ülkelerinden Sürpriz Katılım
İngiltere’nin başvurusunun ardından Fransa, Almanya ve İtalya AIIB’ye katılma niyetlerini açıkladı. Böylece G7 üyesi bu dört ülke, 2015 yılının sonunda Çin’in öncülüğünde resmen kurulacak olan AIIB’de hissedar olmuş olacaklar.

ABD’nin en önemli müttefiki İngiltere, ABD’nin muhalefetine rağmen, 12 Mart'ta Asya Altyapı Yatırım Bankası’na (Asian Infrastructure Investment Bank-AIIB) kurucu üye olarak katılma başvurusu yaptı. İngiltere’nin başvurusunun ardından Fransa, Almanya ve İtalya AIIB’ye katılma niyetlerini açıkladı. Böylece G71 üyesi bu dört ülke, 2015 yılının sonunda Çin’in öncülüğünde resmen kurulacak olan AIIB’de hissedar olmuş olacaklar. Lüksemburg ve İsviçre’nin de kurucu üye olarak başvuracağı iddialar arasında. AIIB’nin ortaya çıkışı mevcut küresel ekonomik sistemin yönetiminde Çin’in kendi lehine değişiklik yaratma isteğini yansıtıyor. Kalkınma ve altyapı projeleri için finansman sağlayacak olan bu yeni bankanın varolan uluslar arası kuruluşlarla yakın çalışmalar yürüteceği sözünü verse de Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası’na alternatif olacağı açık.

AIIB’nin kurulmasına ilişkin ön anlaşma 24 Ekim 2014 tarihinde çoğunluğu Asyalı 21 ülke2  tarafından Pekin’de imzalandı. Bankanın merkezi Şangay’da olacak. Diğer ülkeler de 31 Mart 2015’e kadar kurucu üye olmaya davet ediliyorlar. Çin 50 milyar dolarlık kuruluş sermayesinin büyük bir kısmını karşılayarak bankanın yüzde 49’una sahip olacak. Sermaye, yeni ülkelerin katılımıyla 100 milyar dolara çıkabilir. 20 Mart itibariyle kurucu üye olmak üzere 31 ülke başvurmuş durumda.

Asya Kalkınma Bankası’nın 2009 yılında yaptığı hesaplamalara göre Asya Pasifik bölgesinde altyapı yatırımları için 8 trilyon dolar gerekiyor.3 Bu finansmanı halihazırda Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası üstlenmiş olsa da, bu kuruluşların tek başlarına söz konusu miktarın tamamını karşılayabilmeleri mümkün değil. Bu noktada AIIB'nin özellikle Asya Pasifik bölgesindeki altyapı açığını kapatmak amacıyla otoyol, demiryolu, havaalanı ve diğer altyapı projelerine kaynak aktaracak olması dikkat çekici.

Çin artan ekonomik gücüne paralel olarak Dünya Bankası ve IMF’nin yönetim yapılarında değişiklik yapılması konusunda çağrıda bulunmuş, bu kuruluşlarda daha fazla söz sahibi olmayı talep etmişti. Bu talebe binaen çeşitli çalışmalar yapılmasına rağmen ABD Kongresi'nin ret kararından dolayı ilerleme sağlanamadı. Çin'in IMF'den talep ettiği kota reformu çalışmaları da ABD Kongre'sinin engeline takıldı. G7 ülkelerinin dünya toplam milli geliri içindeki ağırlığı azalmaya devam ettiği bir konjonktürde, gelişmekte olan ülkelerin başını çeken ve talepleri reddedilen Çin’in yeni bir küresel ekonomik idari yapı talebinde bulunması gayet normal görünüyor.

Görünen şu ki mevcut küresel kuruluşların idari yapısı ve işleyişi Çin'in Asya Pasifik bölgesinde “yumuşak güç” olarak lider rolü oynamasına izin vermiyor. Devasa döviz rezervine sahip olan ancak bugüne kadar bunu “yumuşak güce” dönüştüremeyen Çin, AIIB girişimi ile ticaret alanında ve rezervlerde kendi para birimi olan Yuan’ın kullanılmasını teşvik etmek istiyor. “Yumuşak güce” dönüşme amacıyla BRICS ülkeleriyle (Brezilya, Rusya, Hindistan, Güney Afrika) Şangay merkezli Yeni Kalkınma Bankası'nı kuran ve Orta Asya’daki komşuları ile bağlarını güçlendirmek için İpek Yolu kalkınma fonunu başlatan Çin'in AIIB girişimi mevcut küresel ekonomik düzene bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. AIIB'nin kurulması Çin'in Asya'da gerçekleşecek yatırımlar konusunda oyunun kurallarını koyan lider ülke olma niyetinin açık bir ifadesi.4

Avustralya, Japonya, Endonezya ve Güney Kore AIIB’ye katılmayacaklarını ön anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından beyan etmişlerdi. ABD’li yetkililer de sadece yüksek yönetişim standartlarına sahip kuruluşları destekleyebileceklerini ifade ederek AIIB’nin kuruluşuna sıcak bakmadıklarını ima etmişlerdi. Ayrıca, ABD, müttefiklerini AIIB'ye katılmaktan vazgeçirmek için diplomatik faaliyette bulunmak ve lobi çalışması yapmakla eleştirilmişti. Avustralya’nın üyelik kararı vermesini ABD’nin son dakikada telefon diplomasisini devreye sokmasıyla önlenmesi bunun en açık örneği oldu.

Ancak, Avrupa ülkelerinin bu girişime katılma kararı almaları ABD'nın müttefiklerini yeni oluşumdan uzak tutmaya artık gücünün yetmediğini gösteriyor. Avrupa ülkelerinin AIIB'ye katılma kararının ardından daha önce girişime hayır diyen Avustralya ve Güney Kore de AIIB'ye katılma niyetlerini ilan ettiler. Güney Kore halihazırda ihracatının yüzde 25'ini Çin’e, yüzde 10'unu ABD'ye yapıyor. Japonya kararsızlık içinde, ama Japon Maliye Bakanı AIIB'de güvenilir mekanizmalar kurulacağı garanti edildiği sürece girişime katılabileceğini söyledi. Türkiye'nin ise şu ana kadar AIIB'ye üyelik konusunda bir girişimi olmadı.

Bu ülkeler AIIB'ye kuruluş aşamasında katılarak AIIB'deki yönetişimin diğer uluslararası kuruluşlarla uyumlu hale getirilmesini garanti altına almayı hedefliyor.5 Örneğin, Almanya Maliye Bakanı Schäuble, AIIB'nin uluslararası saygınlığını tesis etmesinde ülkesinin uluslararası finansal kuruluşlar konusundaki bilgi birikiminin faydalı olacağını belirtti.6 Bu noktada Çin'in Almanya’nın dördüncü büyük ticaret partneri olduğu ve Almanya'nın ihracatının yüzde 7’sini Çin’e yaptığını hatırlamakta fayda var.7

İngiltere, Asya Pasifik bölgesi ile bağlarını güçlendirerek bölgenin büyüme potansiyelinden faydalanmak istiyor. İngiltere hükümeti Çin sermayesini çekerek Avrupa'da yatırımlar için ana varış noktası olmak istiyor. İngiltere’nin AIIB'ye kurucu üye olma kararını ilan ettiği açıklamasında Maliye Bakanı Osborne “İngiltere ekonomisiyle Asya ekonomileri arasında ilişkiler kurmak suretiyle şirketlerimize dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinde yatırım yapma olanaklarını sağlamak uzun vadeli ekonomik planımızın önemli bir parçasıdır” dedi.8  

AIIB ABD'nin özellikle Asya Pasifik bölgesindeki rolünü zayıflatıcı potensiyel tehlikeler barındırıyor. ABD yetkililerine göre AIIB’nin kurulmasıyla ABD, Dünya Bankası, IMF ve Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası kuruluşlar üzerinden elde ettiği siyasi gücünü yitirebilir.Örneğin IMF dünya genelinde borçlanma ihtiyacı olan ülkelere acil durumlarda borç veriyor, ancak bu konuda artık AIIB de alternatif rol oynayabilir. ABD'nin geleneksel müttefiklerinin kurucu hissedarlar olarak AIIB'ye katılma kararlarının Washington'ı gittikçe yalnızlaştırabileceği de bir diğer iddia.10  Bu nedenle, bu bankaya katılmak ABD açısından olumlu olabilir, ancak Kongre’nin bunu onaylaması pek olası görünmüyor.

Öte yandan ABD pasif kalmak yerine, Asya Pasifik bölgesindeki gücünü AIIB gibi oluşumlara rağmen artırmak istiyor. Barack Obama geçen ocak ayında yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında bölgeyi kastederek “Çin dünyanın en hızlı büyüyen bölgesinde kuralları yazmak” istiyor ama “bu kuralları biz yazacağız demişti”.11 ABD 2014 yılından itibaren Çin’i dışarıda bırakarak 11 Asya ülkesiyle Trans Pasifik Ticaret Ortaklığı (Trans Pasific Partnership-TPP) çalışmalarına başladı. ABD TPP çerçevesinde Asya ülkeleriyle ticari bağlar kurarak Çin’in bölgede artan gücünü sınırlamak istiyor. Benzer şekilde Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığıyla da (Trans Atlantic Trade and Investment Partnership – TTIP) Avrupa ülkeleriyle olan ticari ilişkilerini pekiştirmek istiyor.12 ABD'nin Asya ve Avrupa'ki bu ticari ortaklık projeleriyle Çin'in AIIB gibi girişimlerini gölgede bırakıp bırakamayacağını ise zaman gösterecek.

AIIB’nin, ABD hegemonyası altındaki güçlü uluslararası kuruluşlara alternatif olabilmesi için bazı kaygıları gidermesi gerekiyor. Kredi vermede şeffaf olmama, yetersiz kredibilite ve çevreyle ilgili standartların düşük tutulabileceği gibi kaygılar bunların başında geliyor. Birkaç gün önce ABD Hazine Bakanı Jacob Lew AIIB'nin yolsuzluklarla mücadele, çalışma standartları ve çevre standartları konusunda yetersiz kalacağını, batı standartlarını yakalayamayacağını söyleyerek müttefiklerini uyarmıştı.13 Bu uyarının yapılmış olmasına rağmen, AB ülkeleri gibi finansal olarak deneyimli hissedarların AIIB'ye katılacak olması AIIB'nin Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşların yönetim standartlarına bağlı kalma olasılığını artırıyor. Asya Altyapı Yatırım Bankası Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası'yla etkin bir işbirliği mi yapacak? Ya da küresel ekonomik sistemin yönetiminde Çin lehine hareket etme adına bu bankalardan ayrışmaya mı neden olacak?14 Bunu zaman gösterecek.

 



1G7 üyeleri GSYH büyüklüklerine göre sıralandığında ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada’dır.

2Çin, Hindistan, Malezya, Kazakistan, Kuveyt, Bangladeş, Brunei, Kamboçya, Laos, Moğolistan, Myanmar, Nepal, Umman, Pakistan, Filipinler, Katar, Singapur, Sri Lanka, Tayland, Özbekistan ve Vietnam.

3http://www.adb.org/sites/default/files/publication/29823/infrastructure-supporting-inclusive-growth.pdf

4http://www.cfr.org/global-governance/bank-too-far/p36290

5http://www.cfr.org/global-governance/bank-too-far/p36290

6http://www.wsj.com/articles/germany-france-italy-to-join-china-backed-development-bank-1426597078

7http://www.wsj.com/articles/germany-france-italy-to-join-china-backed-development-bank-1426597078

8http://www.telegraph.co.uk/finance/newsbysector/banksandfinance/11476533/Joining-Chinas-World-Bank-is-in-UKs-national-interest-depsite-Washington-anger.html

9http://www.wsj.com/articles/germany-france-italy-to-join-china-backed-development-bank-1426597078

10http://www.cfr.org/global-governance/bank-too-far/p36290

11http://blogs.wsj.com/washwire/2015/01/20/text-of-president-obamas-state-of-the-union-speech/

12http://www.ekonomi.gov.tr/portal/faces/blog/newsDetail?news_id=EK-171052

13http://www.wsj.com/articles/germany-france-italy-to-join-china-backed-development-bank-1426597078

14http://www.cfr.org/global-governance/bank-too-far/p36290


Görüntülenme : 4592



Yazar Seda Eren

Yorum Yazın
Ad Soyad:
Email:
Yorum:

Henüz yorum yapılmamış.