Yunanistan-Rusya İttifakı NATO İçin Bir Tehdit midir?
Yorum
Yayınlanma Tarihi : 31 Temmuz 2016 Pazar
Yunanistan-Rusya İttifakı NATO İçin Bir Tehdit midir?
Mülteci krizi, Ukrayna'daki çatışma, ekonomik çalkantı ve Avrupa karşıtı sağın yükselişi ile uğraşan AB’nin ihtiyacı olan en son şeyin, Yunanistan'ın Rus yanlısı bir kaleye dönüşmesi olduğunu söylemek gerekir.

Avrupa Birliği (AB), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) temsilcilerinden oluşan Troyka heyeti tarafından desteklenen kemer sıkma programına ragmen Yunanistan’da ekonomik kriz ve gerginlik devam etmektedir. Bu bağlamda Yunanistan’daki Aleksis Çipras hükümeti, Kremlin ile son derece yakın ilişkiler kurmuştur. NATO’da aktif bir üye olan Yunanistan’ın Rusya’ya sarılması, birçok kişi tarafından Atina’nın alacaklılarına bir uyarı göndermek ve para sıkıntısı çeken Yunanistan’ın halen borç ödemelerini müzakare edebileceğini hatırlatmak olarak görülmektedir. Ruslar için ise Yunanistan, Moskova’nın yasadışı Kırım ilhakı ve doğu Ukrayna müdahalesinin ardından, AB’nin uygulamaya koyduğu yaptırımları zayıflatmak için kazanabileceği AB üyelerinden (Macaristan, Kıbrıs ve Çek Cumhuriyeti ile birlikte) biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunanistan'ın jeostratejik değeri ve Rusya'ya yaptırımların üzerinde oynayabileceği rol göz önüne alındığında AB ve NATO, "demokrasinin doğum yeri" üzerindeki Rus etkisini frenlemeyi bir öncelik haline getirmelidir.

 

Dostane Yunan-Rus ilişkilerinin yarattığı endişenin bir kısmı, Syriza iktidara geldiğinden beri iki ülke liderleri arasındaki oluşan güçlü bağdan kaynaklanmaktadır. Yunan yetkililer Avrupa'nın geri kalanından farklı bir duruş sergileyerek, Vladimir Putin hayranlığını sergilemekten çekinmemiştir. İki ülke arasında derin tarihi ve Ortodoksluğun getirdiği bağların yanı sıra, Rus siyasileri ve iş adamlarının Syriza partisinin üyeleri ile yakın ilişkileri endişe verici seviyede yakın devam etmektedir. Nitekim, Tsipras’ın başbakanlık konağına davet edilen ilk yabancı yetkili, Rus büyükelçisi Andrey Maslov olmuştur.

 

Geçtiğimiz Mayıs ayında Vladimir Putin, ticaret, yatırım, enerji ve ulaştırma anlaşmaları yapma umuduyla Yunanistan'a gitmiş, Putin’e, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir dizi petrol/doğalgaz şirketi yöneticileri katılarak ziyaretin kendiler için önemini gözler önüne sermiştir. Rusya, Yunan demiryolu şirketi Trainose’un yanı sıra, Yunanistan'ın Selanik’teki ikinci büyük limanını satın almakla ilgilendiğini ifade etmiştir. Ayrıca Yunan-Rus ilişkileri, savunma işbirliği ve silah projelerine kadar uzanmış haldedir. Nitekim Yunanistan, 1990'ların sonlarından bu yana sahip olduğu Rus yapımı S-300 hava savunma sistemlerinin satın alınması ve bakımı için Moskova ile müzakere etmektedir.

 

İki ülke arasındaki işbirliği, Avrupa'nın Rusya’ya yaptırım kabiliyeti hakkında kaygılara yol açmaktadır. Tsipras, bakanları ve Moskova arasındaki ilişkinin yarattığı endişeler, parti geçen yıl iktidarı aldığından beri dile getirilmektedir. Başbakan seçilmesinden hemen bir gün sonra Tsipras, Rusya'ya karşı ilave yaptırımlar uygulanması yönündeki çağrılara itiraz ederek Moskova ve Rus halkıyla dayanışma içinde olduğunu göstermekten çekinmemiştir. Tsipras ve bakanları da, Ukrayna'da aktif "neo-Nazi" unsurların varlığı konusundaki Rus argümanlarını sıkça kullanmaktadır.

  

Daha önce Rusya'nın Ukrayna müdahalesini öven ve Kiev hükümetine “faşist” atfında bulunan Yunan Savunma Bakanı Panos Kammenos, Rusların Kalaşnikof türü tüfeklerinin Yunan topraklarında üretilebileceği ve NATO ülkelerine buradan satılabileceği önerisini sunacak kadar ileri gitmekten çekinmedi. Yunanistan dışişleri Bakanı Nikos Kotzias ise Putin'in yakın çevresi ile bağları bulunmaktadır. Fakat sonuçta Çipras hükümeti, AB’nin Rusya’ya karşı uygulamaya koyduğu yaptırımları gönülsüzce de olsa kabul etmek durumunda kalmıştır. Ancak AB ile Yunanistan arasındaki bu gönülsüz kabul çok uzun sürmeyebilir. Rusya stratejik olarak Yunanistan ve diğer hoşnutsuz AB üyeleri ile bağlarını güçlendirirdiği gibi, bloğu bölmek ve oybirliği kararı gereken yaptırımların kaldırılması konusunda üye devletleri ikna etme çabası gütmektedir. Yaptırımların her altı ayda bir yenilenmesi öngörülürken, Yunanistan gibi AB’ye “kırgın” ülkelerin veto hakkını kullanarak AB’yi bloke etmesi mümkün görünmektedir. Yaptırımlar uygulanmaya devam ederken bile Yunanistan, Rusya'ya tarım ürünleri ihracatı boşlukları aramaktadır. Gazprom'un ve Rusya'nın kalkınma bankası, geçen yıldan bu yana Yunanistan ile boru hattı anlaşmalarını sürdürmeye devam etmiştir. Daha fazla askeri istila gerçekleştirmesinin engellenmesi için Rusya'ya uygulanan caydırıcı yaptırımların önemi göz önüne alındığında, Avrupa Birliği güvenlik politikası için endişe verici gelişmeler yaşanmaktadır.

 

Rusya’nın Yunanistan ilgisindeki önemli bir faktör, ülkenin Doğu Akdeniz'deki stratejik konumudur. Suriyeli ve Afgan mültecilerin merkezi bir konumda bulunan Yunan adaları ve anakaraya topluca gelişi, ülkenin bölgedeki sorumluluğunu artırmış durumdadır.  Adalar ayrıca, Avrupa ve NATO savunma operasyonları için -özellikle Girit adasındaki Souda Bay üssü dolayısıyla- Akdeniz ve Orta Doğu’da kritik bir öneme sahiptir. Souda Bay üssü, Irak ve Afganistan savaşlarında olduğu gibi, gibi çok uluslu operasyonda önemli bir rol oynamıştır. Atina'nın süregelen ekonomik yeniden yapılandırması, denizaltıların konuşlandığı Skaramangas tersanesi ve Souda Bay üssü gibi altyapıları tehlikeye düşürmüştür. Endişe veren bir başka nokta ise hükümetin Skaramangas tersanesini kamulaştırma çabası sonucu belirsiz bir durumda olmasıdır.

 

Rusya'nın kollarına sürüklenen Yunanistan’ın, Atina’nın NATO içerisindeki “sürpriz at” olabileceği veya daha kötüsü, Atlantik Örgütü’nden büsbütün çekileceği endişelerini doğurmaktadır. Bu sonuç ilk bakışta aşırı görünse de, Syriza’nın orijinal kırk maddelik programı Yunanistan’ın NATO'dan çıkışına çağrı yapmış, ve o zamandan beri en az bir Syriza parlamenteri bu konuda çalışmalar yapmıştır. Rusların Suriye'deki askeri gücünü yumuşatması ve Karadeniz ve Akdeniz'e giderek aktifleşen bir yaklaşım sergilemesi ile Yunanistan’la kurduğu yakın bağları, Moskova'nın güç projeksiyonuna yardım edecek ve kritik bir kavşakta NATO blokunun birliğini zedeleyecektir.

 

Atina üzerinde Rusya'nın zararlı etkilerine karşı koymak için NATO ve AB, Yunanistan ile ilişkilerini tamir etmeli, borç ödemeleri ve kemer sıkma politikası üzerinde uygun koşulları sağlamalı, NATO üyeliğinin faydalarını hatırlatmalıdır. Jeostratejik önemi ve AB’nin Rusya'ya karşı yaptırımlarını uygulamak için Yunanistan’a ihtiyacı göz önüne alındığında Brüksel’e karşı oluşacak Yunan düşmanlığı bloğun dayanışmasını zayıflatarak Rus saldırganlığını önlemeyi içeren çabalarını bozabilir. Mülteci krizi, Ukrayna'daki çatışma, ekonomik çalkantı ve Avrupa karşıtı sağın yükselişi ile uğraşan AB’nin ihtiyacı olan en son şeyin, Yunanistan'ın Rus yanlısı bir kaleye dönüşmesi olduğunu söylemek gerekir.

  

Henry Stanek, "Is Russia's Alliance with Greece a Threat to NATO?"

http://nationalinterest.org/feature/russias-alliance-greece-threat-nato-16998?page=2 kaynağından çevrilmiştir.

 

 

 


Görüntülenme : 972



Yorum Yazın
Ad Soyad:
Email:
Yorum:

Henüz yorum yapılmamış.