Başkan Trump’ın Suudi Arabistan Gezisi ve Etkileri
Yorum
Yayınlanma Tarihi : 27 Mayıs 2017 Cumartesi
Başkan Trump’ın Suudi Arabistan Gezisi ve Etkileri
Başkan Trump’ın ABD dışında ilk gezisi, ona iç siyasette yaşanan karışıklıklardan dikkatleri bir süre başka yöne çekme fırsatı sağlıyor. Trump’ın ilk yurtdışı seyahatinin ilk durağı Suudi Arabistan oldu.

Başkan Trump’ın ABD dışında ilk gezisi, ona iç siyasette yaşanan karışıklıklardan dikkatleri bir süre başka yöne çekme fırsatı sağlıyor. Trump’ın ilk yurtdışı seyahatinin ilk durağı Suudi Arabistan oldu. Suudi Arabistan’da görkemli bir karşılama, Suudi Kraliyet Ailesi üyeleriyle görüşmeler, büyük çaplı ticaret anlaşmaları, İslam’ın birleştirici vizyonu üzerine yaptığı konuşma derken Başkan Trump Ortadoğu’da bazılarınca güçlü bir lider profili çizmeye şimdiden başladı. İran ve IŞİD’e karşı birleşik bir cephe oluşturma stratejisi Trump’ı Suudilerle işbirliğine iten en önemli faktörlerin başında geliyor.  Trump’ın diğer bir amacı, Filistin-İsrail Görüşmelerini nihayete erdirmek ve bu amaca matuf olarak Arap liderlerini ve İsrail’i bölgesel bir barış anlaşması için masaya oturtmak. Son günlerde sıkça dile getirilen, Arap NATO’su aslında Trump’ın Ortadoğu’da güvenlik konseptinin kısmi ipuçlarını da bize veriyor.

 

Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan’ın stratejik ortaklığını güçlendirme yönündeki istekliliği ve Amerikan yönetiminin siyasal süreçleri ilerletme motivasyonu, Ortadoğu’da daha gerçekçi bir siyasi süreci ilerletmek için kendi türünün ilk fırsatı olabilir. Bölgenin diğer bir önemli ülkesi İsrail ise sürekli her türlü politik açılım önerisini reddeden konumdan uzaklaşmak için Trump Doktrini’ni bir fırsat olarak görüyor. Aktüel gelişmelere baktığımızda, şu anda İsrail ve Filistin arasında daimi bir statü anlaşmasına ulaşmanın mümkün olmadığını görsek de, ilerleyen günlerde taraflar arasında diplomasi trafiği sıklaşabilir ve bunun diğerlerinden farklı olarak bölgesel bir vizyonla eşgüdümlü ilerleyeceğini söyleyebiliriz.  İsrail ve Filistin, geçiş döneminin sağlıklı ilerlemesi için geçici adımları belirleyebilirler ve nihai statü anlaşmasına ulaşmak ve bu süreci kolaylaştırmak için politik, ekonomik ve güvenlik altyapısını beraber inşa edebilirler. Trump’ın da kısa vadede taraflardan beklediği bu tür bir politika izlemeleri olacak. 

 

Trump’ın Ortadoğu gezisini anlamlandırmak için ziyaret edilen ülkelerin anlam dünyalarına ve sembolik kapasitelerine bakmakta fayda görüyoruz. Trump’ın ilk durağı Riyad yani Suudi Arabistan’ın başkenti. Suudiler bilindiği üzere İslam’ın önemli kutsal mekanlarının idaresini ellerinde tutuyorlar, “Hadimül’-Harameyn eş-Şerifeyn” ünvanını kullanan Suudi kralları İslam dünyasında bu konumları itibariyle özellikle Arap-Sünni dünya üzerinde sosyo-psikolojik bir nüfuza sahipler. Başkan Trump, başkanlık yarışından itibaren İŞİD ile mücadeleyi dış politika ve ulusal güvenlik gündeminin ilk sırasını yerleştirdi. Bu açıdan Suudilerle güdülecek olan ilişki, Trump’ın ulusal politikalarını hızlı ilerletmesinde önemli katkı sağlayabilir. Riyad ziyareti, turun odak noktası. Suudi liderliği Trump için büyük bir resepsiyon hazırladı ve Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerinin geri kalan kısmının kendisini ziyaret etmek istediğini ve öncülü Başkan Obama’dan aksine kendisine yönelik olan beklentilerin bir hayli yüksek olduğunu ifade etme ortamı yarattılar. Trump, Suudi liderliğiyle yapılan ikili görüşmelere ek olarak, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerinin liderleriyle de görüşmeler yapıyor ve uzun bir Arap ve Müslüman liderler listesi ile oluşan “Amerikan-Müslüman Zirvesi” ile Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri öncülüğünde Müslüman dünyasıyla ilişkiler geliştirme yoluna gidiyor.

 

İkinci Durak, Kudüs. Kudüs üç semavi din için bir merkez mekan konumunda. Fakat bundan öte, Trump için Kudüs, hatırlanacağı üzere, başkanlık yarışında Tel Aviv’de mukim ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınma projesiyle ayrı bir gündem konusu. Son günlerde, Trump’ın dış politika ekibi elçilik taşınmasının şu an için mümkün olmadığını söyledi. Trump’ın ziyareti, ABD’de kendisini destekleyen İsrail Lobileri’nin önemli unsurlarına da bir mesaj olacak ve mesajlarını bu dengeler üzerine kuracağı açık.

 

Trump, Kudüs sonrası Hristiyanlar için çok önemli bir yerleşim yeri olan Betlehem’i ziyaret edecek. Betlehem, Hz.İsa’nın doğum yeri olması itibariyle, Protestan, Katolik ve Ortodoks Hristiyan aleminin önemli kilise merkezlerini içinde barındırıyor. Trump’ın ABD’de oy-kitlesinin önemli bir kısmını oluşturan evanjelik kitleyle arasındaki duygusal ve politik yakınlaşmanın diri tutulması için Betlehem’I ziyaret etmesi ve ABD’nin Betlehem’de güçlü olduğunu hissettirmesi gerekiyor.

 

Diğer durak ise Vatikan. Vatikan, Katolik Hristiyanları’nın ruhani merkezi. Papa ile yapılacak görüşmeler, Trump’ın geleneksel tabanını motivasyon için önemli olduğu kadar, Avrupa dünyasıyla birlikte hareket edileceği sinyallerini veriyor. Vatikan ziyareti ardından, Trump NATO ve G-7 toplantılarına katılmak için Sicilya’ya hareket edecek. Trump, üç dinin önemli mekanları ve temsilcileriyle yapacağı görüşmenin ardından, ABD’nin konvansiyonel güvenlik ve dış politika konseptlerinin entegre edildiği NATO ve G-7 toplantıları önem kazanacak. Aslında, Trump’ın burada temel anlamda güttüğü strateji “pozitif bir gündem” yaratabilmek ve onun sürdürebilirliği ile iç-politik dengeleri lehine çekmek ve dış-politikayı da bu amaca uygun olarak kullanmak. Ortadoğu’da elde edeceği kazanımlarla uluslararası arenada ABD’nin konumunu güçlendireceğini düşündüğünü de ekleyebiliriz.

 

Suudi Arabistan gezisinin Başkan Trump açısından doğuracağı neticeler şu şekilde olabilir:

1.  Kişisel düzeyde, Başkan Trump ve takımı, Arap ve Müslüman liderleriyle görüşmesinin onun liderlik karizmasını güçlendireceğini düşündürüyorlar. Trump’ın başkanlık yarışı boyunca eleştirilere uğrayan söylemi ve başkanlık kararnamesiyle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerden ABD’ye girişin engellenmesi gibi başlıklarda yaşanan sıkıntıların düzeltilmesine imkan sağlayacağı söylenebilir. Ayrıca Başkan Trump, selefi Obama’dan farklı olduğunu politik ve kişisel düzeylerde hissettirmek istiyor. Trump, meslektaşlarıyla güvene dayanan ve kişisel karizmasıyla bölge liderlerini yönlendirebilen bir imaj inşa etmek istiyor.

2.  ABD yönetimi ve Suudiler, jeopolitik düzeyde, İran’ın yayılmacı arzusu ve faaliyetlerine karşı birleşik bir cephe oluşturma endişesi taşıyorlar, Şii Ekseni Tahran’dan Beyrut’a uzanırken buna karşıt bir güvenlik eksenin aciliyetini vurguluyorlar. İran şu an için ABD ve nüfusunun çoğunluğu Sünni olan bir çok ülke için tehdit olarak görülüyor. ABD ve İran arasında yapılan nükleer anlaşmaya eleştiriler olsa da, Trump yönetimi bu anlaşmayı askıya almayı şu an için düşünmüyor. ABD ve Suudiler, İran’ın bölgesel politikalarına ve stratejilerine göre cevaplar üretmeyi şimdilik makul görüyorlar.

3.    Amerikan yönetimi, İslam ülkeleriyle ilişkileri derinleştirme ve geliştirmeyi IŞİD’e karşı finansal ve güvenlik operasyonları anlamında önemli görüyorlar.

4.   Amerikan yönetimi, Trump’ın başkanlık yarışından bu yana sürekli altını çizdiği ekonomik genişleme politikasına Suudiler ve Körfezle sağlanacak ortaklıkların ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorlar. ABD’li büyük silah şirketlerinin Suudilerle yüz milyar dolarları aşan rakamlarda silah satış anlaşmaları yapması da Trump açısından başka bir kazanım olarak göze çarpıyor.

 

 

Gökhan Çınkara


Görüntülenme : 917



Yorum Yazın
Ad Soyad:
Email:
Yorum:

Henüz yorum yapılmamış.