İran’da İktidar Kayması
Yorum
Yayınlanma Tarihi : 16 Ocak 2014 Perşembe
İran’da İktidar Kayması
Bugünlerde çoğu dış ülke Türkiye’deki iktidar mücadelelerine odaklanırken hemen yanıbaşımızda daha derinden gelişen ama bir o kadar da sarsıcı olma iddiası taşıyan başka bir mücadeleyi gözden kaçırıyor.

Bugünlerde çoğu dış ülke Türkiye’deki iktidar mücadelelerine odaklanırken hemen yanıbaşımızda daha derinden gelişen ama bir o kadar da sarsıcı olma iddiası taşıyan başka bir mücadeleyi gözden kaçırıyor. Olayın geçtiği yer İran. İran bir süredir bir yandan ABD ile ilişkileriyle diğer yandan nükleer pazarlıklarla uluslararası medyada adından sıkça söz ettirse de önümüzdeki günler belki tüm bu gelişmeleri gölgede bırakabilecek yeni gelişmelere gebe görünüyor. İran’daki mevcut toplumsal düzeni yerinden oynatacak ve bambaşka bir İran’ın ortaya çıkmasına neden olabilecek potansiyel gelişmeler şimdilik bilindik güç odakları üzerinden kendilerini gösteriyor. Ancak ülkedeki çekişmeler önümüzdeki günlerde toplumsal tabanda karşılığı olan sosyal iktidar mücadeleleri şeklinde karşımıza çıkabilir.

 

Bugün İran’da gelinen noktada söz konusu gerilimin görünen yüzünde Cumhurbaşkanı Ruhani ve İslam Devrimi’nin koruyucusu olarak bilinen Devrim Muhafızları arasındaki atışmalar var. İran’ın en kudretli militer gücü olduğu kadar bir imparatorluğu anımsatan iş hacmiyle Devrim Muhafızları, henüz senesini doldurmamış Cumhurbaşkanı Ruhani ile ABD ile ilişkiler, nükleer mesele, enerji sorunları vb. konular üzerinde büyük bir görüş ayrılığına düşmüş durumda. İki taraf arasındaki görüş ayrılıklarına bir çok örnek sayılabilir; ancak meselenin özünde Eski İran’ın muhafazası ile Yeni İran’ı inşa etme meselesi yatıyor. Gerilim bu şekilde daha geniş bir perspektiften analiz edildiğinde, sorunun kökeni Devrimin Kurucu Babaları’na kadar ulaşan kronik bir hal alıyor.

 

Muhafızların Gücü ve Eleştirileri

İran’ın en güçlü ekonomik aktörü olan Devrim Muhafızları, ülkenin enerji, inşaat ve bankacılık sektörlerinde dominant bir role sahipler. Muhafızların bu kadar etkin bir konuma yükselmeleri, aslında Irak-İran savaşı sonrasında yerle bir olan ülkede devletin ülkeyi yeniden inşa etmek amacıyla bütün altyapı çalışmalarında onların tecrübelerinden yararlanmasıyla başlamıştı. Bu sebeple Muhafızların 1992’de Hatemü’l-Enbiya adıyla kurdukları mühendis orduları, bugün 800’den fazla alt kuruluşa ve 200 binden fazla personele sahip bir imparatorluk haline gelmiş durumda. Özellikle Ahmadinejad döneminde etkilerini iyice arttıran Devrim Muhafızları, İran nükleer tesislerinin inşası ve Fars Körfezi’ne yakın bölgelerde dünyanın en büyük doğal gaz sahalarının geliştirilmesi için multi-milyar dolarlık sözleşmelerle konumlarını sağlamlaştırmışlardı.

 

İran’da böylesine büyük bir güce sahip olan Muhafızların Ruhani ile olan problemlerine gelince, onların özellikle yeni dış politik açılımlara karşı bir tavır koyduklarını belirtmek gerekiyor. Amerikan karşıtlığı üzerine inşa edilen bir rejimin koruyucuları olarak muhafızlar, rejimin ahlaki temellerini sarsacağını düşündükleri bir ABD-İran yakınlaşmasına asla olumlu bakamıyorlar. Bu açıdan ABD ile ilişkilerde yeni bir dönemin sinyallerini veren Ruhani’nin Obama ile telefon görüşmesinden Dışişleri Bakanı Zarif’in Cenevre’de P5+1 ülkeleriyle yürüttüğü nükleer diplomasiye kadar tüm konularda yeni yönetimi en sert dille eleştirdiler. Tabi Ruhani’nin New York’ta BM toplantılarına katıldığı esnada Tahran sokaklarındaki Amerikan karşıtı dev afişleri de hatırlamak gerekiyor.1 Ayrıca İran’da son zamanlarda artan idamların arkasında Ruhani’nin ılımlı pozisyonuna karşılık onu uluslararası toplum nezdinde zor duruma düşürmek isteyen Devrim Muhafızlarının olduğu da yapılan yorumlar arasında.2

 

Ruhani’nin Hamleleri

Peki Muhafızlar yeni dönem politikalarına neden bu kadar karşılar? Sorunun cevabı Ruhani yönetiminin kısa dönem içerisinde yaptıklarına bakılarak rahatlıkla anlaşılabilir. Ruhani Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu ilk günden bu yana Muhafızların siyasetin dışında olmaları gerektiğini ve onların politik alana müdahalelerine asla izin vermeyeceğini her fırsatta ifade etmişti.3 Ancak Muhafızların siyasetin dışına itilebilmesi için var olan ekonomik güçlerinin de sarsılması gerektiğinin farkındaydı. Bu sebeple Ruhani yönetimi Hatemü’l-Enbiya’nın yol yapımından petrokimya endüstrisine kadar ülkedeki bütün varlığına darbe indirmeye başladı. Örneğin Enerji Bakanlığı yetkilileri, ülkenin güneyinde doğal gaz sahaları ile ilgili devasa sözleşmelerle verilen projelerde paraların ödenmesine rağmen projenin %80’inin hala tamamlanmadığını açıklayarak halkın nezdinde Hatemü’l-Enbiya’nın itibarını zedelemeyi başardı. Bu durum bile Muhafızlar ile Ruhani yönetimi arasındaki gerilimin sebebini ortaya koymaya yetmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç ise Muhafızların güçlerinin ambargoya dayalı bir sistemden kaynaklandığı ve ambargo gevşetildikçe İran’da çoğu sektörde ellerinde tuttukları tekel konumundan uzaklaşarak güç kaybedecekleri için statükonun devamından yana olduklarıdır.

 

Hamaney’in Tutumu

İran politik sisteminin konumu gereği en güçlü noktasında bulunan Hamaney’in iki taraf arasındaki pozisyonuna bakacak olursak, onun bu konuda da artık İran’da herkesçe bilinen ortada durma siyasetini benimsediği söylenebilir. Aslında Hamaney’in Muhafızlara olan yakınlığını ve reformist siyasete olan karşıtlığını tartışmaya bile gerek yok. Ancak İran’ın içerisinde bulunduğu ekonomik çıkmaz ve halkın Ruhani yönetimine olan desteği, Hamaney’in Ruhani’nin politikalarına destek verme konusunda kendisini zorunlu hissetmesine neden oluyor. Yine de Hamaney’in hiçbir zaman Muhafızları desteklemekten vazgeçmeyeceği en genel kabul gören yaklaşım. Buradaki asıl konu, Hamaney’in uzun bir süre ortada gözükmemesiydi.4 Ekim başından Ocak başına kadar halkın karşısına çıkmayan Hamaney, iddialara göre buna ağırlaşan hastalığı yüzünden fırsat bulamamıştı. Hamaney’in bu durumu hem bir dengeleyici eksiliğine yol açtı, hem de iktidar tartışmalarına bambaşka bir boyut kazandırdı.

 

Meselenin Perde Arkası

Hamaney’in ağır hasta olduğu söylentisi bile İran’da muhtemel bir Hamaney sonrası dönem ile alakalı olarak iktidar hesaplarının yapılmasına neden oluyor. Böyle bir durumda Hamaney‘in yerini alabilecek en büyük aday şüphesiz Rafsancani olacaktı. Rafsancani, İslam Devletinin çekirdek kadrolarından ve rejimin koyu taraftarlarından olmakla birlikte yeniliği arzulayan, sürekli büyüyen genç neslin gözünde Hatemi ile birlikte en önemli reformist liderlerden biriydi. 2009 seçimlerinde Ahmedinejad’ın seçilmesine muhalefet edenlerin başında gelen Rafsancani, son seçimlerde de Ruhani’nin seçilmesinde en önemli payı olanlardandı. Ayrıca Humeyni’nin ölümü sonrası yaşanan Rehberlik yarışını Hamaney’e karşı kaybettiği de unutulmamalı. İşte yavaş yavaş dillendirilmeye başlanan İran’daki bu rekabetin, yani iktidar mücadelesinin gerçek yüzü tam da bu durumla ilişkilendiriliyor. Yani aslında İran’ın ABD ile yakınlaşması, Rafsancani’nin Hamaney’e karşı kazandığı bir zafer olarak görülüyor. Meselenin toplumsal boyutuna eğilindiği zaman ise, İran’da yenilik arzusunda olan kesimin ülkedeki iktidarı yavaş yavaş ele geçirmeye başladığı söylenebilir. Hamaney’in son günlerde yaptığı ziyaretlerle sağlık durumuyla ilgili tartışmalar azaldı, ancak önümüzdeki günlerde İran’da gücü ele geçirme mücadeleleri hiç de azalacağa benzemiyor.

 


1 “Anti-American posters show Iranian hard-line backlash,” USA Today, http://www.usatoday.com/story/news/world/2013/10/27/anti-american-posters-iran/3281435.

2 Jonathan Hunt, “Iran’s Human Rights Abuses Offer Glimpse Into Tehran’s Power Struggle,” Fox News, http://www.foxnews.com/world/2013/12/12/iran-human-rights-abuses-offer-glimpse-into-tehran-power-struggle.

3 “Rouhani To Guards: Stay Out of Politics,” The Iran Primer, http://iranprimer.usip.org/blog/2013/sep/16/rouhani-guards-stay-out-politics.

4 Hamaney’in hastalığı haberinin yabancı ülkelere de yansıması İran’da büyük tartışmalara neden oldu, bkz.  https://khodnevis.org/article/53361#.UtRalJz3O3w. 


Görüntülenme : 4645




Yorum Yazın
Ad Soyad:
Email:
Yorum:

Henüz yorum yapılmamış.